İçeriğe geç
KUDÜS ANALİZ
GÖRÜŞ

Bir Delikten İki Defa Isırılmayalım

Hz. Resul-i Ekrdem (s.a.v)'in ümmeti olan biz müslümanları “bir delikten iki kere ısırılmamak” konusundaki uyarısı, hayatımızın tüm evrelerinde ve tüm alanlarında kendimize ölçü edineceğimiz hayati bir husustur.

Yazan: Nureddin Şirin

3 DK OKUMA

Hz. Resul-i Ekrdem (s.a.v)'in ümmeti olan biz müslümanları “bir delikten iki kere ısırılmamak” konusundaki uyarısı, hayatımızın tüm evrelerinde ve tüm alanlarında kendimize ölçü edineceğimiz hayati bir husustur.

Genelde tüm İslam ümmetine, özelde de müslüman halklara ve kesimlere yönelik sürdürülen çok yönlü saldırı ve komplolarda, emperyalist ve siyonistlerin projelerini ve hedeflerini çok iyi anlamamız, ona göre teyakkuzda ve dik durmamız en büyük görevlerimizdendir.

İslam coğrafyasında çıkartılan kaoslara ve iç çatışmalara baktığımızda, küresel güçlerin sergiledikleri oyunlarda toplum nezdinde karşılık bulabilecek bir takım gerekçeler ileri sürdüklerini görüyoruz. 

Bir yerde 'demokratik hak ve özgürlük talepleri' adı altında, bir başka yerde ise 'yoksulluk ve ekonomik yolsuzlukla mücadele' adı altında karşılaştığımız bu eylem ve gerginlikleri mercek altına aldığımızda bunların büyük bir kısmının belli küresel merkezlerin kurguladığı, fnanse edip yönettiği süreçler olduğunu söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz aylar içinde Irak ve Lübnan'da sergilenen gösterilerin gerekçeleri “yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele” iken, İran'da sergilenen gösterilerin ise “diktatörlükle mücadele” şeklinde tanımlandığını, bunların hepsinin küresel medyada sürekli manşetlere taşındığı, desteklenip teşvik edildiğini görüyoruz.

Son örneği Rand Coorperation raporunda olduğu gibi, Amerikan stratejistleri ve Think Tank merkezlerinde hazırlanan raporların içeriğine baktığımızda da, Türkiye üzerinde de benzer gerekçelerin ileri sürülerek ülke içi gerginlik ve kaosların peşinde olduklarını kolaylıkla fark edebiliyoruz. Yine belli ülkelerde denenen 'Turuncu Devrimleri' ya da 'Soroz operasyonları' bize bir ufuk açmakta, emperyalist, siyonist ve kapitalist güçlerin nasıl bir müdahalelere girebildiklerini tecrübe ediyoruz.

Ülkemizde 12 Eylül öncesinde oynanan oyunların ardından gelen 12 Eylül Darbesi, Refah Yol hükümeti ve Milli Görüş Hareketi'ne yönelik 28 Şubat Post Modern Darbesi, daha sonra yine aynı merkezler tarafından kurgulanan 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz darbe girişimi küresel emperyalist güçlerin ülkemizdeki müdahalelerindendi. Dönemlerin sosyo-politik koşullarına göre farklı gerekçelere dayandırılan bu müdaheleler aynı zamanda bize düşman cephenin oyunlarını ve kumpaslarını anlamamız açısından bir ders vermektedir. 

Bugün masumane bir “öğrenci tepkisi” gibi sunulan Boğaziçi Üniversitesi eylemleri, yukarıda verdiğimiz örneklerde de olduğu üzere kendini birtakım gerekçelere dayandırsa da, çıktığı yol hep aynı yoldur. Uzaktan kumandalı ve kontrollü kaos planı. Washington, Tel Aviv ve Londra'lara uzanan küresel merkezler. 

Onun için “biz bu oyunu önceden de gördük, bu filmi daha önce de özledik” diyebiliyoruz kolaylıkla...

Bazı kardeşlerimiz ve dostlarımız, meselenin bu yönüne odaklanmak yerine, ülke yönetimine yönelik eleştiri ve tepkiler üzerinden, yaşanan sürece 'muhalif' olma duruşuyla konuya yaklaşıyorlar.  

Eğer sorun bu kardeşlerimizin düşündüğü ve baktığı gibi olsaydı; muhalefet noktasında söyleyeceğimiz çok söz olurdu elbet. Ülke politikalarına tepki göstermekte kimseden de geri kalmazdık. Konu bazı dostların sandığı gibi, ülkemizdeki sorunları görmezden gelmek ve tepkisiz kalmak durumunda değiliz. İktidardan veya bir takım güç odaklarından da çekinmemiz yoktur... 

Diğer yandan, bu eylemler içinde, bütün müslümanların kutsalı olan Kabe-i Muazzama'ya yönelik sergilenen alçakça tahkir, "düşman güçlerin labaratuvarından çıkan İslam-fobia salgını"nın bir örneğidir. Bunu tarihin derinliklerinde de gördük, yakın geçmişte de gördük, şimdi de Boğaziçi Üniversitesi önünde görüyoruz! 

Nasıl oluyor da, İslam'ın mukaddesatından olan Kabe, çirkin bir saldırının hedefi haline getiriliyor? Amaç nedir burada? Niçin bu saldırıyı gerçekleştirenler LGBT gibi sapkın bir grupla ilişkili olarak karşımıza çıkıyor? Orada yapılan bir protesto eylemine, bu amaçla düzenlenen bir resim sergisine Kabe'nin eklemlenmesi hangi amacı taşıyor, bunları düşünmeyecek miyiz? Buradaki çirkinliği ve arsızlığı görmeyecek miyiz?

Burada Müslümanlar arasında yaşanan başka bir kırılma noktasıyla yüzleşiyoruz: Kur'an'ın en temel yükümlülüklerinden olan “Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker” vazifesinin ifası noktasında ortaya konulması gereken duruşlar ne yazık ki, buharlaşıp “münker”lere karşı direncimiz tükeniyor. 

Bu cihetle, emperyalist güçlerin sinsi planlarına karşı göstermemiz gereken duyarlılığımızı, “münkerle normalleşme eğilimleri”ne karşı da gösterme sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Çünkü birçok örnekte görüldüğü üzere, “emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker” sorumluluğu yerini duyarsızlık, tepkisizlik ve görmezlik alanına bırakmış durumda. Gözlerimizin önünde gerçekleşen nice azgınlık ve küstahlıklar tam bir duyarsızlıkla geçiştirilir hal aldı...

Daha da ötesi, böylesi şeytani azgınlıklar müslümanlar nezdinde tepki ile karşılanması gerekirken, neredeyse yapılanlara "hoşgörü" ile bakma, bunu bir "özgürlük" olarak görme ve bunların yaptıklarına destek olma gibi bir aymazlık ve gafletin içine düşebiliyorlar. 

Bu hususu ayrı bir mütalaa konusu olarak bir kenarda tutacak olursak, bütün kardeşlerimizi küresel emperyalizmin güdümlü, kontrollü ve kiralık unsurları eliyle sürdürdüğü örtülü savaş ve şeytani müdahaleleri konusunda gereken duyarlılığı sergilemeye, dik durup direnç göstermeye ve onların planlarını boşa çıkaracak bir iradeyi kuşanmaya davet ediyoruz...

Bu bizim ümmetimize karşı olan borcumuzdur..

Daha fazla: Görüş

Tümü

En çok okunanlar

  1. GENEL

    İmam Hasan El Benna’nın Şehadet Yıldönümü Dolayısıyla

  2. İSRAİL AMERİKA BATI

    Siyonist Rejimin 2022 İran’la Savaş Ajandası

  3. İSRAİL AMERİKA BATI

    Türkiye’deki Terör Saldırısına İsrail’in Bakışı

  4. GENEL

    ABD Derin Devlet Oyuncuları ABD-İran Savaşına Mı Hazırlanıyor?

  5. HUTBELER

    Şeyh Mahir Hammud’un Cuma Hutbeleri (1)