David Hearst – Middle East Eye Irak Kürdistan Bölgesi’nin başkanı Mesud Barzani, referandum çağrısı yaptığı andan itibaren hangi ülkelerin Kürdistan’ın bağımsızlığı konusuna daha en başında karşı olacakları ve birlikte bir koalisyon oluşturacakları açıktı. Bölgenin dört ülkesinde yaşayan 30 milyona yakın bir Kürt nüfus var. Türkiye, İran ve Irak oluşacak bir Kürt devletini bariz şekilde ortak bir tehdit olarak algıladırlar. Her ne kadar, Ankara için bağımsız Kürdistan’a karşı çıkmak, içerde PKK’ya ve Suriye’de PYD’ye karşı tek Kürt müttefik olarak elde tuttuğu Barzani ile arasının bozulması anlamına gelse de Ankara’nın tavrı netti. Bu süreçte Barzani’ye kimlerin destek verdiği ise…
Yazar: admin
Numan Abdulvahid – Mondoweiss.net Siyonizm Suudi Arabistan Krallığı’nın Oluşmasına Nasıl Yardım Etti? İngiliz Emperyalizmi çalışan biri için Suudi Arabistan Krallığı ile Siyonist İsrail rejimi arasındaki örtülü ittifak sürpriz olmamalı. Burada asıl sorun, İngiliz Emperyalizmi konusunda çalışan çok az kişi olması. Üniversitelerde bile İngiliz İmparatorluğu konusuna doğru düzgün bir başlık yoktur. En iyi ihtimalle master ya da doktora programlarında değinilen ufak başlıklardan biri olarak göze çarpıyor bu konu. Elbette ki eğer 1914-1918 yılları arasında Avrupa’nın gerçekleştirdiği emperyalist katliamlar zihninizi gıdıklarsa bu konu hakkında bilgi sahibi olabilmek için tonlarca çalışma bulabilir; onlarca kuruma gidip araştırma yapabilirsiniz. Fakat eğer, İngiliz İmparatorluğu’nun…
David Hearst – Middle East Eye II. İntifada’nın ikinci yılıydı tarihler, Ağustos 2002’yi gösteriyordu… Siyonist güçler, Batı Şeria’nın Cenin kenti civarındaki Tubas köyünde bir Hamas sorumlusunu kuşatmaya almıştı. İki ayağını ve bir kolunu bir patlamada kaybeden Nasır Cerrar tekerlekli sandalyedeydi. Nasır’ın 19 yaşındaki komşusu Nidal Ebu Muhsin çelik yeleği üzerine geçirmiş ve Nasır Cerrar’a adeta canlı kalkan olmak için Siyonist askerlerin önüne atlamıştı. Nidal açılan ateş neticesinde şehid edildikten sonra Nasır Cerrar da Siyonistlerin buldozerlerle evini başına yıkması neticesinde diri diri gömülmüş oldu toprağa. Savaş Suçu Nasır, ölmeden önce, o günlerde 7 yaşında olan oğlu…
Bu anlaşma, Arap ülkeleri açısından terörle özdeşleşmiş yerel ve bölgesel yeni bir düşmanlığın yaratılmasını öngören kurgusal bir anlatı üzerinden İsrail ile kalıcı bir dostluk geliştirilmesini öngörüyor. Hassan Ebu Heniyye – Middle East Monitor (Arabi21) Arap dünyasındaki diktatörlükler tarihsel olarak, kendi iç krizlerini aşmak ve uluslararası meşruiyet elde edebilmek adına Filistin davasını bir araç olarak kullanmaktadırlar. Meşruiyet devşirme işini Amerikalı ve Avrupalılar’ın İsrail’i koydukları noktayı kabullenerek yaptılar. Bu diktatörlükler, Batılı başkentlerdeki çıkarlarını teminat altına almak için İsrail’in varlığını tanımanın tek yol olduğunu artık kabullendiler. İsrail’in askeri işgaline karşı meşru direnişi “terörizm” olarak lanse etmek ABD, Avrupa ve İsrail’in…
Tankerlerin Vurulması Bir Mesaj mı, Yoksa Bir Oyun Mudur? Birleşik Arap Emirlikleri’nin en önemli limanlarından fuceyra’da gerçekleşen patlamalar, ABD önderlikli koalisyon ile İran önderlikli direniş cephesi arasındaki savaşın denklemini ortaya koyması açısından önemli işaretler taşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin en önemli limanlarından fuceyra’da gerçekleşen patlamalar, ABD önderlikli koalisyon ile İran önderlikli direniş cephesi arasındaki savaşın denklemini ortaya koyması açısından önemli işaretler taşıyor. Konuyla ilgili direniş cephesi kaynaklı bilgi ve analizlerden yapılan bir değerlendirmeyi aşağıda sunuyoruz: “Birleşik Arap Emirlikleri’nin Umman Denizindeki “Ticaret Gelini” olarak bilinen ve en iyi şekilde korunan Fuceyra Limanı’nda gerçekleşen 7-10 arasındaki patlamalar Amerikalılar ve Birleşik Arap Emirlikleri için…
Her gün Türkiye’ye yönelik düşmanca manşetler atan siyonist rejim medyası şimdi de “Türkiye İdlib’e Niye Sessiz?” diye manşetler atmaya başladı. Her gün Türkiye’ye yönelik düşmanca manşetler atan siyonist rejim medyası şimdi de “Türkiye İdlib’e Niye Sessiz?” diye manşetler atmaya başladı. Seth J. Frantzman imzasıyla yayınlanan “Türkiye Suriyelileri İdlib’te Terk mi Etti?” başlıklı yazıda, Rusya destekli Suriye ordusunun İdlib’de ilerlemesine karşın Türkiye’nin bu duruma gereken tepkiyi vermediği değerlendirmesini yapan siyonist medya, “İdlib’te Suriyeli muhaliflerin aileleri İdlib’te bombalanıyor, halk kaçıyor, ama Türkiye’nin oradaki gözlem noktaları bu durumu sadece izlemekle kalıyor” ifadelerine yer veriyor. Analizde Suudi medyasının analizleriyle paralelleşen ifadelere…
AYASOFYA VE DESPOT SEKÜLERİZMİN SONU Seyavuş Felahpur Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilerek tarihi kimliğinin yeniden canlandırılması farklı perspektiflerden analiz edilmektedir. Bazıları Ayasofya’nın camiye çevrilmesini seçim yarışları ile ilişkilendirip “siyasi atak” olarak ifade etmektedir. Zira geçtiğimiz yıldan bu yana muhafazakâr Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrılan Ahmet Davutoğlu liderliğindeki Gelecek Partisi ve Ali Babacan liderliğindeki Demokrasi ve Atılım Partisi siyasete giriş yaptı. Bu iki partinin hedefindeki muhafazakâr kesim, AK Parti için de hedef kitle olduğu için, bu durum AK Parti açısından tehlike oluşturmaktadır.Bu açıdan bakıldığında partinin yönetim kadrosu özellikle de Recep Tayyip Erdoğanaçısından muhafazakâr halkı etkilemek geçmişe nazaran daha çok önem…
Uluslararası İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreterliği’nin Ayasofya Camii’nin yeniden açılmasıyla ilgili açıklaması. Yapılan açıklamada, yaptığı açıklamada Ayasofya Camii’nin yeniden açılmasını cesur bir adım olarak nitelendirdi ve onu destekledi. Uluslararası İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreterliği’nin Ayasofya Camii’nin yeniden açılmasıyla ilgili açıklaması. Yapılan açıklamada, yaptığı açıklamada Ayasofya Camii’nin yeniden açılmasını cesur bir adım olarak nitelendirdi ve onu destekledi. Tasnim Haber Ajansının aktardığına göre, Uluslararası İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreterliği bir açıklama yayınlayarak Ayasofya Camii’nin yeniden açılmasını cesur bir adım ve İslami mirasın İslam dünyasına geri dönmesi olarak nitelendirdi. Açıklamanın tam metni şöyledir: Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.. …
FİLİSTİNLİLERİN HAKLARI ARAP REJİMLERİ İÇİN HER ZAMAN ULUSAL ÇIKARLARDAN SONRA GELİR Birinci Dünya Savaşından bu yana Filistinliler, Arap rejimlerinin kendi çıkarları için haklarını kurban ettikleri bir pazarlık kozu olarak kullanılageldi. Yine de, kısa bir süre önce İsrail ile ilişkilerini normalleştiren Arap rejimlerinin müdafileri, kendi hükümetlerinin kararını savunmak için, on yıllar önce normalleşen Mısır ve Ürdün ile aynı argümanları kullanmaktalar. Yani bu ülkelerin 1948’den bu yana Filistinlilerin çıkarlarını kendi “ulusal”, aslında rejim, çıkarlarının üstüne koyduklarını iddia ederler. Şimdi onlar İsrail ile normalleşme kararıyla kendi ulusal çıkarlarını ilk sıraya koyduklarını ancak yine de normalleşmenin aynı zamanda Filistinliler’e yardım ettiğini…
Uluslararası İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreteri ve İmam Hamenei’nin Başdanışmanı Dr. Ali Ekber Velayeti’nin bir İran Televizyon kanalındaki röportajında Ayasofya camiinin açılışı ile ilgili soruya verdiği cevabın tamamı. Ayasofya 1935 yılında Atatürk’ün emriyle cami iken müzeye çevrilmiştir. Dolayısıyla Erdoğan’ın Ayasofya kararı için “cami tekrardan cami haline çevrildi” de diyebiliriz. Cami olan bir yerin müzeye çevrilmesi söz konusu olamaz ve hiç kimse camiyi müzeye çeviremez. Ayasofya da cami olarak vakfedildiği için kıyamete dek cami olarak kalacaktır. Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi Müslüman halkın isteği üzerine gerçekleşmemişti. Bu yüzden Türkiye halkı bu büyük olayı gerçekleştirdiği için Erdoğan’a minnettardır. Ayasofya, İslam mimarisinde büyük…
